BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISI ANKARA?DA YAPILDI

2022-03-06 21:11:09

81 İlden Şube Başkanlarının katıldığı Başkanlar Kurulu toplantımıza, Konfederasyon Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikası Kurucu ve Onursal Genel Başkanı AK Parti 22.23.24. Dönem Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, Genel Başkan Yardımcılarımız Adem Yavuz, Mustafa Özüpek, Remzi Karataş, Süleyman Doğan, Genel Merkez Denetleme ve Disiplin Kurulu Üyeleri ve ÖZ-SAM Danışma Kurulu Üyeleri de katıldı.

“UMARIZ Kİ HERKES BARIŞA VE HUZURA İNANIR”

Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, Rusya-Ukrayna arasında süren gerginliğin savaşa dönüşmesiyle ilgili olarak her ülkenin birbirinin sınırına, bağımsızlığına saygı duyması gerektiğini belirterek, “umarız ki herkes barışa ve huzura inanır” dedi.

Genel Başkan Sert konuşmasına şöyle devam etti:

“TAŞERON UYGULAMASI İLE MÜCADELEMİZ MODEL OLDU”

“İnsan onurunu ayaklar altına alan, çalışma hayatında kölelik düzeni uygulamasının sahibi olan taşeron uygulaması ile mücadelemiz sendikal tarihe mal olmuş, yabancı sendika ve sendikacılar tarafından da model olarak kabul görmüş büyük bir mücadelenin adıdır.

Bu mücadeleye inanan ve başlatan Konfederasyonumuz HAK İŞ ve Genel Başkanı Mahmut Arslan’dır.

Taşeron işçilerinin kamuda kadro alabilmesi mücadelesinde bizlere inanan, zulmün sonlanması gerektiğini düşünerek bu kadroyu sağlayan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha teşekkür ediyoruz.

2018 yılında 1 milyon işçi çeşitli iş kollarında kadroya kavuştu.  Her zaman ifade ediyoruz bu bir devrimdi.

Ama 696 Sayılı KHK’nın kadro ile birlikte ürettiği sorunlar açısından bakılınca  eksik kalan bir devrimdi.

Bu eksikliklere o tarihte de işaret ettik, basının ve kamuoyunun gündemine taşıdık. 1 milyon işçi adına yapılmış bir devrim, düzenlenen  KHK’daki  muğlak ifadeler ve “göç yolda dizilir” mantığından hareketle eksik kaldı, kadük kaldı.

Bugün bu işçi arkadaşlarımızın yaşadığı tüm problemlerin ana sebebi bu kararnamenin eksikliği, yeni düzenlemelerin ise kanun gerektirmesidir.”

“İŞÇİ LEHİNE ŞARTLAR OLUŞMADIKÇA MASADAYIZ, KALKMAYACAĞIZ”

Hepinizin yakından bildiği ve sahadaki en büyük sıkıntılardan birisi olarak bunaldığınızı bildiğimiz konu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde yürüttüğümüz  Toplu  İş Sözleşmesi’nin henüz bitirilmemiş olmasıdır. Dikkat ediniz lütfen, bitirilememiş demiyorum, bitirilmemiş olmasıdır diyorum.

Bir toplu  iş sözleşmesinin hemen bitirilmesinin, bağıtlanmasının temel şartı vardır.

Sendika işçisinin-üyesinin menfaatine, kazanımına sebep olacak maddeler üzerinde uzlaşma sağlar, taraflar kabul eder ve sözleşme imzalanır. Biz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde 26 bin işçiyi ilgilendiren bir toplu iş sözleşmesinin müzakeresini gece gündüz demeden yürütüyoruz. Çoğu maddeleri üzerinde uzlaşma sağlanan sözleşmede, önemli gördüğümüz ve  işçi kardeşlerimizin müjde beklediği konularla ilgili kıyasıya mücadelemiz devam ediyor.

Hem işveren sendikası  TÜHİS nezdinde, hem asıl işveren Bakanlık nezdinde yoğun görüşmelerimiz sürüyor. Şu an yürütülen tüm algıya, tüm operasyonlara, atılan tüm iftiralara rağmen biz ne yapıyoruz Arkadaşlar? BİZ; TAYİN-BECAYİŞ’te kesin bir çözüm, bu yapılamıyorsa bile Sağlık Bakanlığı’nda olduğu gibi rahatlatıcı bir çözüm bulunabilmesi için MASADAN KALKMIYORUZ.  Emeğimizin hakkı olan GECE ÇALIŞMASI  için MASADAN KALKMIYORUZ. Her türlü riski barındıran bir çalışma biçimini sistemli hale getirecek  GÖREV TANIMLARI için MASADAN KALKMIYORUZ…

“Şu kadar madde üzerinde zaten mutabakata varmışız” diyerek masadan kalkmak, imzaları atmak kolay. Ama biz madem işçi adına ORADAYIZ, Madem YETKİLİYİZ, Madem 26 bin işçinin MASADAKİ SESİYİZ, O zaman masadaki çağrımızı buradan tekrarlıyorum:

Gelin 696 Sayılı KHK ile kadroya geçirilen hem Sağlık Bakanlığı, hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda çalışan işçilerin, hem de diğer tüm kamu işçilerinin bu kararnameden kaynaklanan sıkıntılarını birlikte çözelim.

Çözüm konusundaki diyaloglarımızı da sonuna kadar sürdüreceğiz. Şu soruları da kamuoyu önünde yetkililere sormak istiyorum: KÇP ile başlayan, asgari ücretle devam eden, imzalanan ek protokollerle biraz daha rahatlatılan toplum kesimleri ortada iken  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdindeki  26 bin sosyal hizmet işçisi neden görmezden geliniyor?

Sendika olarak bizi, TİS kullanılarak “akçeli hükümler ile sosyal ve özlük haklar arasına sıkıştırmak” kime fayda sağlayacak, kime zarar verecek?

Emin olun böyle bir yöntemin kimseye bir faydası yok. İşçi halen imzalanmayan toplu iş sözleşmesi yüzünden HERKESE ÖFKELİ. Haklı mı? Elbette Haklı?

Biz çağın şartlarına uygun yeni sendikal alışkanlıklar belirlemek adına yapmış olduğumuz Akademik Sendikacılık anlayışımıza uygun hareket etmek için her adımı atıyoruz. Hafta başında Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Başkanlığı ile bu konuda görüşmeler yaptık. Sistemin baştan aşağı güncellenmesi gerekliliğini ve bu konudaki tekliflerimizi sunduk, sosyal hizmetlerde yaşanan sıkıntıları ve çözüm yollarını istişare ettik. Hem sağlıkta, hem sosyal hizmetlerde yeni politikaların belirlenmesi adına kurmuş olduğumuz  ÖZSAM’ın üyeleri ile birlikte bu ziyareti gerçekleştirip, oluşturduğumuz politikaları anlattık. Spesifik bir örnek olarak; Zorunlu Emekliliğe sevk edilen 696’lı  işçilerin oluşturacağı kalifiye eleman eksikliğinin çok yakın bir zamanda kucağa düşecek pimi çekilmiş bir el bombası olduğu hatırlatmasını yaptık. Biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Hükümetimizin, Bakanlığımızın da bu çabayı görüp değerlendirip 26 bin sosyal hizmet emekçisinin dört gözle beklediği Toplu  İş Sözleşmesi’nin işçi lehine bir an önce çözümlenmesi yönünde bir adım atmasını bekliyoruz.”

 


Bu haber 9772 defa okundu.
Kaynak :