Sayı : 4296
11.12.2017
12.12.2017 Ziyaretçi
Bugün 1695
Toplam 4347725

Bitkilerin Antioksidan ve Antimikrobiyal Aktiviteleri

2016-08-16 07:44:00

Artvin Çoruh Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Şule Ceylan halk arasında tıbbi amaçlı kullanılan bazı bitkilerin antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri inceledi.

Artvin ilinin de içinde yer aldığı Doğu Karadeniz yöresinde doğal olarak yetişen ve halk arasında tıbbi amaçlı olarak kullanılan bazı bitki türlerinin antikoksidan ve antimikrobiyal aktivitelerinin incelenmesini içeren projenin araştırma ve uygulama çalışmaları tamamlandı.

 

Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Şule Ceylan tarafından hayata geçirilen projede, insan sağlığını yakından ilgilendiren çarpıcı bulgulara ulaşıldı. Projede Yrd. Doç. Dr. Özlem Saral ve Burhan Harşıt araştırmacı olarak görev aldı.

 

Proje yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Şule Ceylan araştırılan bitki türlerinin antioksidan ve antimikrobiyal aktivite gösterdiklerinin proje kapsamındaki araştırmalar neticesinde ortaya çıktiğını bildirdi. Bu bitkilerin yıllardır halk arasında bazı hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmakta olduğuna dikkat çeken Şule Ceylan, proje uygulamaları, araştırmalar ve edinilen bulgular hakkında şu değerlendirmelere yer verdi:

 

"İnsanoğlu ilk çağlardan bu yana bitkileri yiyecek, içecek, barınma, ilaç gibi yaşamanın en önemli alanlarına dahil etmiştir.

 

Yeryüzünde 750 bin ile 1 milyon arasında bitki türünün olduğu düşünüldüğünde bitkilerin insan hayatındaki önemini ve yerini anlamak kolaylaşacaktır. Bu bitki türlerinin yaklaşık yüzde 1 ile yüzde 10 kadarının insanlar ve diğer camlılar tarafından gıda ve tedavi amaçlı kullanıldığı bilinmektedir.

 

Bitkilerden ekstraktlar hazırlanarak ilaç olarak kullanılması, Çin´de M.Ö. 2700 yıllarına kadar uzanmaktadır. Dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de deneme yanılma yöntemiyle bulunmuş halk arasında şifalı bitkiler olarak anılan birçok bitki, hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Anadolu halkının yabani bitkileri ilaç olarak kullanması da çok eski devirlere kadar gitmektedir. Hitit dönemine ait tıbbi tabletlerde bulunan reçete formüllerinde kayıtlı bitki adları bunun bir kanıtı olarak gösterilmektedir. Bunlardan 500 kadarının ticari üretiminin yapıldığı kaydedilmektedir. Türk farmakopesine kayıtlı bitki sayısı ise 140 civarındadır. Halbuki halk arasında tıbbi amaçlı kullanılan bitki sayısının çok daha fazla olduğu belirtilmektedir.

 

Antimikrobiyal Maddeler

 

 

Mikroorganizmaların canlılığı üzerindeki negatif etki genel olarak antimikrobiyal olarak adlandırılmakta ve bu etkiye sahip antimikrobiyal maddeleri, hastalık ajanlarının kontrolünü sağlayan mikroorganizmaların çoğalmalarının sınırlandırılması, durdurulması daha ziyade öldürülmelerini sağlayan kimyasal ya da biyolojik maddeler şeklinde tanımlanmaktadır.

 

Son yıllarda ortaya çıkan en önemli sorunlardan biri patojen mikroorganizmaların antibiyotiklere karşı geliştirdikleri dirençler olmuştur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde antimikrobiyal maddelerin yaygın ve kontrolsüz kullanımı, dirençli suşların yararına bir seleksiyon oluşturduğu söylenmektedir. Hem antibiyotiklerin istenmeyen yan etkileri hem de ciddi enfeksiyon vakalarının ortaya çıkması bilim adamlarını tıbbi bitkiler gibi antibiyotiklere kaynak olacak yeni antimikrobiyal madde arayışlarına yöneltmiştir.

 

Bitkilerin antimikrobiyal aktivitelerinin belirlenmesi ve bu alanda araştırmaların artmasının yanı sıra antioksidan özellik gösteren bitkilerin üzerine de çok fazla deneysel ve teorik çalışmalar bulunmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar bitkisel materyallerin güçlü antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteye sahip çok sayıda fitokimyasal bileşik içerdiğini göstermektedir.

 

 

Antioksidan Maddeler

 

 

Gün boyu soluduğumuz kirli hava, bozulmuş besinlerdeki zararlı maddeler, katkı maddeleri, bilinçsiz beslenme ve hareketsizlik vücutta serbest radikal adı verilen maddeleri oluşturmak tadır. Dışarıdan gelen bu zararlı etkilerle kopan oksijen vücutta serbestçe dolaşmakta, hidrojen atomlarını kopararak doku tahribine yol açmaktadır. Serbest radikaller özellikle hücre ve bağışıklık sistemine saldırmaktadır. Vücuttaki serbest radikallerin etkisini minimuma indiren, bloke eden, pek çok hastalığa ve erken yaşlanmaya neden olabilecek zincir reaksiyonları önleyen moleküllere "antioksidan" madde denilmektedir.

 

Serbest radikaller hücrelere saldırıp tahrip etmektedirler. İlk saldırıda öncelikli olarak yeni bir serbest radikal oluşmakta ve kontrol edilemeyen zincirleme bir reaksiyon başlamaktadır. Bu yüksek aktiviteye sahip bileşikler kirli havalarda, radyasyonda bitki koruma ilaçlarında, bozulmuş gıdalarda ve normal metabolik süreçte bulunurlar. Bu nedenle serbest radikaller ile antioksidan sistemin aktivitesi arasında dengenin bozularak, protein denaturasyonu, lipid peroksidasyonu ve DNA mutasyonlarını içine alan oksidatif hasarların meydana geldiği bilinmektedir. Antioksidanlar burada devreye girerek oksijen/nitrojen zincir reaksiyonlarını durdurmak için reaktif oksijen/nitrojen radikallerini (ROS/RNS) temizler veya ilk oluşan reaktif oksidant oluşumunu engeller.

Günümüzde, sentetik antioksidanların güvenirlilikleri üzerinde artan endişelerden dolayı çeşitli bitkisel materyallerden doğal antioksidanlarm elde edilmesi üzerinde yoğun bir ilgi oluşmuştur. Bu durum, doğal antioksidan kaynağı olarak büyük bir potansiyele sahip olan tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanımının giderek artmasına neden olmuştur.

Projenin Amacı

 

 

Bitkilerin tedavi amacıyla kullanımı yüzyıllar öncesine, hatta Hitit uygarlığından da öncesine dayanmakta olup günümüzde de bu amaç için çalışmalar devam etmektedir. Yalnız ülkemizde yaklaşık 11000 doğal bitki türü yetişmesine rağmen, bunların kimyasal içerikleri üzerindeki çalışmalar çok yavaş yürümektedir. Çalışmamızda; biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ekolojiye sahip Artvin ili ve çevresinde yetişen, halk arasında tıbbi amaçlı olarak kullanılan bazı bitki türlerinin antioksidan ve antimikro-biyal aktiviteleri belirlenerek, bitkilerin potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı olunmaya çalışılmıştır. Yapılan kaynakça taramalarında, Kantaron (Hy-pericum montbretii), Kantaron (Hypericum bupleuroides), Centiyane (Gentiana pyrena-ica L.), Trabzon Hurması (Di-ospyros kaki), Ahududu (Ru-bus ideus), Karaçalı (Paliurus spina-christi Mili), türlerinin fenolik madde ve flavonoid bileşimleri, antioksidan ve anti-mikrobiyal özellikleri ile ilgili yapılmış kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamış olması bu türlerin seçilmesinde etkili olmuştur. Bu çalışmada, seçilen bitki türlerinden elde edilen yaprak, meyve, çiçek ve bazı türlerin kök metanol ekstraktlarının antioksidan, antimikrobiyal, fenolik madde ve flavonoid içerik değerleri gibi bazı biyolojik özelliklerinin ortaya konması amaçlanmıştır.

Proje Sonuçları

 

Bu çalışmada Artvin ilinden toplanan bitkiler için FRAP, DPPH«, CUPRAC, Toplam Flavo-noid ve Toplam Polifenol yöntemleri kullanarak antioksidan aktiviteleri seviyeleri belirlenmiştir. Bu testlerde UV spektrofotometrik yöntemi kullanılmıştır.

Bulunan Antioksidan aktivite sonuçlarına göre, Kantaron (Hypericum montbretii ) bitkisinin kuru yaprak örneğinin yapılan hemen hemen tüm analizler içerisinde, en yüksek antioksidan aktiviteyi gösterdiği belirlenmiştir.

Antimikrobiyal aktiviteler ise, bitkilerin yaprak, çiçek, meyve va ya kök kısımlarından elde edilen metanol özütlerinin disk difüzyon yöntemi ile bulunmuştur.

Araştırılan bitki ekstraktlarının metanolik özütlerinin gram pozitif, gram negatif bakteriler ile çeşitli mayalar üzerinde farklı oranlarda iyi derecede antimikrobiyal etki gösterdikleri belirlenmiştir.

Bu çalışma, araşürma sonucunda elde edilen bulgular ile bitkilerin yaprak, çiçek, meyve veya kök ekstraktlarının sentetik maddelere alternatif doğal antioksidan ve antirnikrobiyal kaynaklar olarak kullanılabileceğinin belirlenmesi ve araştırmada incelenen türlerin endüstri ve sağlık alanlarına katkı sağlayabilecek tıbbi bitkiler arasında yerlerini alabilmeleri noktasında önem taşımaktadır."

 

 

Projeye Konu Olan Bitki Türleri Kantaron

 

 

Kantaron ülkemizde tarla, yol ve orman kıyılarında doğal olarak bulunan ve binbirdelik otu, kan otu, kılıç otu, yara otu, kuzu kıran gibi yöresel adlara sahip çok yıllık otsu bir tıbbi bitkidir. Kantaronun çay olarak kullanılması durumunda orta dereceli veya hafif depresyonlara karşı yararının olduğu bilinmektedir. Uyku sırasında idrar probleminin de psikolojiye bağlı olmasından dolayı bu probleme de iyi gelmektedir. Uykusuzluk gerginlik, tedirginlik, korku gibi sorunlara karşı iyi sonuçlar vermesi daha önce yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır. Yanık problemlerine karşı tentür olarak kullanılan Kantaron, iltihaplı sivilcelere ve birçok mikrobik cilt yaralarına pansuman amacıyla kullanılmaktadır.

Centiyane

Gentiana bitkisi, genellikle dağlık bölgelerde yetişmektedir. En çok kullanılan ham materyal

 olan Gentiana kökleri; tonik, iştah açıcı, kolagog, antipiretik, antihelmintik özelliklerinin yanı sıra, beyaz kan hücrelerini uyarıcı etkilere de sahip olduğu bilim dünyasında ortaya konulmuştur. Gastrit hazımsızlık ve mide ekşimesinde etkili olan kökler, Avrupa ve Japon ilaç kodeksinde de yer almışlardır.

 

 

Trabzon Hurması

 

 

Trabzon hurmasının özellikle A vitamini ve karbonhidratlarca zengin içeriğe sahip olduğu bilgisine daha önceki çalışmalarda ulaşılmıştır. Yine bu bitkinin B ve C vitaminleri yönünden zengin içeriğe sahip olduğu, özellikle potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri yüksek oranlarda ihtiva ettiği sağlık alanında daha önce yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur.

 

 

Ahududu

 

 

Ahududu, çok geniş bir yayılma alanına sahip olup, Asya, Avrupa ve Amerika´nın ılıman iklim bölgelerinde yer yer doğal olarak bulunur.

 

 Halk tarafındantedavi amaçlı kullanılan ahududunun, tansiyonun düşürülmesi, kanın temizlenmesi ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılması açısından faydalı içeriklere sahip olduğu bilim çevrelerince ortaya konulmuştur. Yaprak özü bağırsakların çalışmasını düzene sokar. Kabızlığı giderir, ateşi düşürür ve vücuda dinçlik verir. Ahududunun suyu ise; böbrek ve safra kesesi taşlarına, nikriz hastalığına çok faydalıdır. Boğaz, bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır. Göz iltihaplanmalarında suyuyla pansuman yapıldığında şifa verdiği bilinmektedir.

Karaçalı

 

Karaçalı

 kışın yaprağını döken, 3 metreye kadar uzayab-len, sık dallı dikenli ve simpodial büyüme yapan, dağınık tepeli bir türdür. Şekeri düşürmeye, böbrek ve idrar yolu hastalıklarına, iltihap ve kumuna, idrar arttırmaya, gözü kuvvetlendirmeye, harici şişlik, çıban ve urlara, rahim akıntılarına ve adet zorluğuna iyi geldiği bilim çevrelerinde kabul görmektedir.”

 

Ç.P.


Bu haber 487 defa okundu.

Kaynak : Ç.P.
Yazdır