Sayı : 4297
12.12.2017
12.12.2017 Ziyaretçi
Bugün 2295
Toplam 4348325

Bakan Çelik; ?Tarımsal Sorunları Torunlarımıza Bırakmayacağız?

2016-03-08 08:40:00

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Artvin?i de yakından ilgilendirecek ?Karadeniz Bölgesi Bakanlık Koordinasyon ve Sektörel Ortak Akıl? toplantısının 4.sünü gerçekleştirildi.

 

Tarım politikaları ve uygulamalarını bakanlık çalışanları ve sektör paydaşları arasında değerlendirmek amacıyla Trabzon da “Karadeniz Bölgesi Bakanlık Koordinasyon ve Sektörel Ortak Akıl” toplantısının 4. gerçekleştirildi.

Trabzon’da gerçekleştirilen toplantıya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik , Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Ak Parti İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı Bakanlık Bürokratları, Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe , gıda tarım ve hayvancılık sektörünün temsilcileri ve çiftçiler katıldı.

Toplantıda konuya ilişkin ortak düşüncelerini dile getiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu ile AK Parti İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı toplantının başlığını oluşturan “ortak akıl” konusuna vurgu yaparak; “önündeki 6 ayı planlayamayan bir Türkiye’yi 2023, 2053 ve 2071 perspektifini ortaya koyabilen bunun için hedefleri olan bir Türkiye’yi inşa ederken vatanımızın her bir köşesindeki değerleri, düşünceleri dikkate alarak oluşturduğumuz vizyonumuz var hiç merak etmeyin emaneti aldığımız günden bu yana bakan arkadaşlarımızla, vekil arkadaşlarımızla milletimize verdiğimiz taahhütleri yerine getirebilmek hem de milletimizin bizden beklentilerini karşılayabilmek için gerek Ankara da yaptığımız çalışmalarda gerek Türkiye’nin her noktasında yaptığımız çalışmalarda tek bir noktayı ölçü olarak tuttuğumuzu belirtmek isteriz; bu da ortak akıl ve istişaredir. Biz her şeyi biliyor değiliz bu mümkünde değildir. Ak parti Hükümeti 14 yıldan beri böyle bir anlayışla hiçbir zaman bakmamıştır. Baktığı tek bir amaç vardır. Milletle beraber istişare etmek, ortak akıl üretmek gelecek vizyonunu belirlemek ve o yolda yürüyerek Türkiye’nin her alanında kalkınmayı desteklemektir.

Sayın Bakanım Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görevine geldiği günden itibaren ısrarla Türkiye’nin her tarafında bu ölçüdeki toplantılarla bizim ülkemizin en önemli sektörü ve en avantajlı yanlarından birisi olan tarım ve hayvancılık alanındaki hedefleri gerçekleştirmek ve yeni perspektifleri ortaya koyabilmek için başlattığı bu toplantılar sadece kendi bakanlığı değil, siz değerli katılımcıların iştigal alanınız değil bilmenizi istiyorum ki; bütün bakanlıkların ve Türkiye’deki her noktayı aynı heyecanla aynı amaçla birleştiriyor. Hem eski Çalışma Bakanı olması nedeniyle tarım sektöründe çalışanların sayısının arttırılmasıyla Gayri Safi Milli Hasıladaki pozitif sonuçlarının olacağını ifade ediyor. Sayın Bakanımıza huzurunuzda teşekkür etmek istiyoruz.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik konuşmasında;

“16 ilin sektör temsilcileriyle bir arada olmaktan büyük memnuniyet ve mutluluk duyuyorum Hizmetkar Devlet anlayışının bir gereği olarak bugün Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığı olarak ayağınıza geldik, hesap vermek için geldik, “ fotoğraf çekmek” için geldik 16 ilde ne oluyor ne bitiyor bizzat sizlerin aracılığıyla fotoğraf çekmek için geldik tarım ve Hayvancılık alanında daha iyi bir gelecek için Karadeniz’e geldik son derece faydalı gecen hepimizin istifade ettiği bu ve bugün 4. gerçekleştirdiğimiz toplantının Başarılı geçeceğini temenni ediyorum. Karadeniz sahillini geçerken her üst geçit köprü geçitlerine baktığımız zaman her geçit’in bir ismi var bir şehidimizin adı verilmiş bu şehitlerimizin tümüne de Allahtan rahmet diliyorum. Bizi bu coğrafyada Arap’la Kürtlerle buluşturan kaderimiz bizi birlikte yaşamayla baş başa bırakmış bunu etmeyenler millete “keder” yaşatmaktadırlar ve Milletimizde kaderi de kederi de yaşatanları son derece iyi bilmektedir. İnşallah layık oldukları müstahak oldukları cezaya çarptırılıyorlar ve bedelini de İnşallah ödeyecekledir. Ve bu memleketin birliğini beraberliğini hiç kimse bozamayacaktır. Anlayışı bu toplantının temelini oluşturuyor. Değerli katılımcılar; Karadeniz bölgesi çalışkan insanlarıyla muhteşem tabiatıyla yaylaları deniziyle, yeşiliyle mavisiyle cennet köşelerimizden bir köşe Balık üretimimizin  yüzde 70’i Karadeniz’den 700 milyon TL’lik bir üretim, bitkisel üretimin 5/1’ini yine bu toplantıyı gerçekleştirdiğimiz illerden, ihracatımızın yüze 14’ünü bu illerimizden bu bölgemizden bu rakamlar önemli ve güzel coğrafi şartlara baktığımız zaman bu rakamların önemli olduğunu söyleyebiliriz, ama bu rakamların yeterli olmadığını ifade etmek istiyorum. Çünkü tarımın geleceği açısından, hayvancılığın geleceği açısından henüz almamız gereken çok yol olduğunu hepimizin bilmesini istiyorum çünkü hedeflerimiz 2023 hedefi 150 milyar dolarlık bir tarımsal hasılayı hedef olarak koymuşuz bu çerçeveden baktığımız zaman 57 milyar, 150 milyar dolar koşmamız gerek çok mesafe var ihracatta şu anda 17 milyar dolar bu konudaki hedefimiz ise 40 milyar dolarlık bir ihracat hedefimiz var dolayısıyla bu toplantılar ve toplantılardan çıkacak olan neticelerin pratiğe dönüşmesi önem arz ediyor ki bu hedefleri yakalayabiliriz değerli katılımcılar, saygı değer bakanlarım tarım geçmişte olduğu gibi günümüzde de bir çok medeniyetler tarım vasıtasıyla kuruldu.

Günümüzde tarım son derece önemli gelecekte çok daha önemli hal alacağını bugünden gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Dünya nüfusu artıyor. Bakın bugün Dünyada 7 milyar nüfus var ve 2050 yılında Dünya nüfusunun 10 milyar olacağı tahmin ediliyor. Şimdi bu 7 milyarın, 1 milyarı aç, 1 milyarı ise yoksul yani 7 milyarın 2 milyarı yoksulluk ve açlıkla karşı karşıya neden Dünya da Tarıma elverişli 5 milyar hektar arazi var bunun ancak 1.3 milyarlık bir alanı kullanılabiliyor neticesi ne 2 milyar aç ve yoksul insan ve her yıl 12 milyon hektar arazi tarım dışına çıkıyor. Böyle bir tablo var. Yine bir de az önce Hayati bey, çok güzel ifade ettiler. Dünyada 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Yine 2 milyar aç ve yoksul var. Diğer taraftan 1.5 milyar insan normalin üstünde şişmanlıyor. 500 milyon obez insan var onlarda nasıl kilo vereceğini düşünüp duruyor. Yani yaşadığımız Dünyada insan çok ama insanlık kıt, insanlık yok. Yaşadığımız Dünyada bir taraftan sefalet bir tarafta ise Safahat’ın hüküm sürdüğünü görmemiz gerekiyor. İşte verdiğimiz ve vereceğimiz ve rakamlar o kadar çok rakam var ki sizi rakamlara boğmak istemiyorum. Ama şunu da ifade edeyim insanlık aslında tarımdaki topraktaki bu erozyonu, erozyon dediğim tarım dışı bırakılmadan bahsediyorum. Bu çerçeveden baktığımız zaman insanlık kendi felaketini hazırlıyor. Farkın da değil insanlık kendi bindiği dalı kesiyor farkında değil ki teknolojisiz yaşanılabilir. Televizyon olmadan yaşıyorduk, çocukluğumuzda televizyon yoktu, siyah beyaz yeni çıkmıştı. Şimdi televizyonsuz yaşanıyor mu? yaşanıyor. Elimizde şimdi Dünyayı taşıdığımız telefonsuz yaşam mümkün mü? Mümkün ama ekmeksiz ve gıdasız yaşam mümkün değil işte geçmişte petrol savaşlarına hepimiz şahit olduk. Bir çok savaşlar yer altı zenginlikleri çerçevesinde gerçekleşti. Dünya Bankası direktörü diyor ki, savaşlar oluyor, savaşlar olacak ama bu olacak savaşların gıda savaşları olduğunu herkesin bilmesi acısından herkesin dikkatini çekiyor. Ülkemiz açısından baktığımız zaman maalesef Dünyadaki dedim ya az önce 12 milyon hektar her yıl arazi toprak tarım kullanımında çıkıyor diye Ülkemizde 24 milyon hektar tarıma elverişli arazi var bunun 19.8 yani 20 milyonu şu anda tarımda kullanılıyor. 14.6 yani 15 milyona hektara yakın meramız var, 1 milyon hektarda su alanımız var ama her yıl 50 bin dekar alan arazimiz bu tapulaştırmanın sonucunda olan 100 bin dekar alan arazimiz tarım dışı kalıyor. Şimdi bu gün itibariyle iyi diyebileceğimiz rakamlar eğer dikkat etmezsek bu betonlaşmaya, bu tarım arazilerinin elden çıkışını izlemeye devam edersek büyük bir felaketin bizi beklediğini bu toplantı vesilesi ile ifade etmek istiyorum. Onun için toprağa sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü toprak bize sahip çıkıyor, toprak bizi geleceğe hazırlıyor. Toprak çok mütevazi ondan geldik ona döneceğiz başka gidecek yerimiz yok onun için toprağın kıymetini bilmek durumundayız. Ve ne yapıp yapıp toprak torunlarımızın bize emanetidir. Şeklinde konuyu ele almamız gerektiğinin bir zaruret olduğunu belirtmek istiyorum. Ecdattan değil torunlarımızın bize emanetidir. Onlara sağlıklı bir şekilde taşımamız gerekiyor. Şimdi Kızılderililer diyor ki; Son ırmak kuruduğunda, Son ağaç yok olduğunda, Son balık öldüğünde, paranın yenmeyecek bir şey olduğunu herkes anlayacaktır. Ama diyor iş işten geçmiş olacak ne kadar güzel değil mi? Yani gidişatın Dünyadaki genel gidişatın bu istikamette olduğunu hepimiz görelim ve bilelim diye bunları ifade ediyoruz.

Değerli katılımcılar, her bölgenin kendine has özellikleri var bu özelliklere göre Tarım ve Hayvancılık politikalarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Var olan gelinen noktada bu bölgesel toplantılar vasıtasıyla buradaki artıları eksileri bir araya getirip yani daha neler yapabiliriz sektör acısından hangi adımları atabiliriz diye bölgelerimizin avantaj ve dezavantajlarını ele almak için bir aradayız bu toplantılar bunu için gerçekleşiyor. Ve bu çerçevede son derece yararlı oluyor. Dün gün boyunca İl müdürlerimizle, İl teknik kadrolarımızla ve laborantlarımızla, odalarımızla tüm kesimlerimizle bir araya geldik ve daha lokal bir şekilde değerlendirmeler yaptık. Bugün ise sivil toplum örgütlerinin katıldığı çok daha geniş katılımlı ve bakanlığımızın tüm yetkilileriyle buluştuğumuz bir toplantıyı bunun için gerçekleştiriyoruz. Şimdi burada Karadeniz Bölgesi’nde bulunmuşken diyoruz ki madem bölgede arazi kıt, suyumuz bol çayda, fındıkta, sebze, meyve ve bitkisel üretimde dedik ki organik tarıma geçebilir miyiz. Bu bölgede nerelerde geçebiliriz bunu konuşalım diye bir araya geldik. Hangi hayvan ırkının bölgemize bu 16 ilimize uygun olduğunu tartışalım değerlendirelim diye bu toplantıyı gerçekleştirdik. Arıcılıkla ilgili gelinen bir nokta var. Bu kadar arıcılığa elverişli bir coğrafyada biz bu sektörü nasıl geliştirebiliriz. Bunları değerlendirmek için bir araya geldik. Meralarımız var meralarımızın kullanımında yaşanan sıkıntıları nasıl aşabileceğimizin noktasını burada değerlendirelim, tartışalım diye bir araya geldik.

Köye Dönelim Köye, Köylü Olursunuz Kız Vermezler

Hadi şehre gidelim buyur hoş geldin de ne olacak şehirde bir iş bulacaksın buldun diyelim aldığınız maaşın yarısı kiraya gidecek elektrik, su, telefon faturası bin bir türlü zahmetle geçim sıkıntısı yaşayacaksınız. Güzel köylerimiz vardı hepimizin köylü çocuğuyuz dönelim köye köydeki imkanları kullanalım noktasında bu toplantıda soruyoruz soracağız. “hadi gel köyümüze geri dönelim” iktidar olarak, bakanlık olarak bakınız dün açıklandı denildi ki 18-40 yaş arasındaki gençlerimiz 30 bin tl’lik hibe ile projeni getir 30 bin tl’yi al 30 bin tl’yle ne olur; 6-7 tane büyük baş hayvan verilebiliyor buyurun köyümüze geri dönelim. İkinci olarak; 50 tl faizsiz kredi dilediğin düzeni kurmak ayrıca hayvancılık genel müdürlüğü bünyesinde, kırsal kalkınma destekleri bünyesinde vatandaşlarımızın doğduğu köyde, dilediği gibi bir düzen kurma imkanı var kimin gençlerin var bunu bugün değerlendirelim, tartışalım diye buradayız. Madem ki 3 tarafımız denizlerle çevrili daha rasyonel nasıl değerlendirebiliriz bunu tartışalım diye biz bir araya gelmiş bulunuyoruz. Su ürünleri ile ilgili sektör temsilcileriyle Ankara da bir araya geldik. Bir yasal düzenleme için meclise sevk edeceğiz ama bugün burada mutlaka Karadeniz’imiz de yetkililerin, ilgililerin söyleyecekleri önemli tavsiyeler vardır. Önemli açılımlarda vardır. Onları da alıp ona göre meclise yasayı sevk etme açsından bu toplantıyı önemsediğimizi belirtmek istiyorum.

Bölgenin turizm potansiyelini hepimiz biliyoruz, yayla turizmi acısından özellikle yeşille mavinin buluştuğu bu güzel yerde turizmin her gün biraz daha geliştiğini hepimiz biliyoruz. Buraya gelen gerek yabancı gerekse yerli turistlerin yöresel ürünlerle buluşması noktasındaki sıkıntıyı nasıl giderebiliriz. Çünkü düşünün yerli turist dediğimiz İstanbul’a gitmiş, Bursa’ya gitmiş, İzmir’e gitmiş yazın köyüne geliyor. Bir bardak süt bulamıyor, 1 kg bal bulamıyor köyünde bir hayvansal ürün tereyağı bulamıyor köyünde neden çünkü yok, köyler terk edilmiş. Bu yörenin o kadar çeşitliliği var ki üreticiden tüketiciye bunları ne derecede buluşturabiliyoruz. Bunların çözümü nedir bu toplantıda bunları tartışalım diye bir araya geldik. Toprağımız zaten sıkıntılı korumakta tabi şartlardan dolayı zorluk çekiyoruz. Nasıl koruyabiliriz bunu tartışacağız, çiftçimizi üreticimizi daha bilinçli hale nasıl getirebiliriz yani ben babadan atadan gördüğüm gibi bir tarım anlayışıyla, hayvancılık anlayışıyla mı yoksa gelişen şartlara göre daha bilinçli bir tarım ve hayvancılık anlayışımı nasıl oturtacağız bu konuları bu toplantılarda tartışacağız birlikleri, odaları, borsaları yanlış anlamayın noter olmaktan çıkarmak durumundayız, siz noter değilsiniz birlikler, odalar, borsalar sizin göreviniz çiftçiye rehberlik etmektir. Ana göreviniz budur. Arazide olacaksınız, çiftçiyle beraber olacaksınız, çiftçiye hizmet edeceksiniz. Hakkınız neyse alacaksınız o ayrı şey ama önce hizmet etmeniz gerekir. Diğer bir konu bakanlık teşkilatı yalnız size söylemiyorum bakın bunu bakanlık teşkilatlarını, teşkilatlardaki bütün görevlileri nasıl masadan sahaya saha dediğim tarlaya gönderebiliriz yani ben geldiğim günden bu yana arkadaşlarımla konuşuyorum. Bir çok hükümet olarak bakanlık olarak destekler veriyoruz herkes evraklara boğulmuş o destek, bu destek, şu ayda şu destek, bu ayda bu destek, o evrakı bu dosyaya koy, bu evrakı şu dosyaya koy iyi de dosyaya o kağıtları koymak marifet değil ki tarlaya hangi tohumu atıyorsun ne alıyorsun, neyi verecek onun için bütün bakanlık personelimiz tarlayla buluşacak toprakla buluşacak, hayvanlarla buluşacak, kokacağız, yanacağız ama netice itibari ile tarım sektörümüz kazanacak milletimiz her alanda olduğu gibi tarım sektörü de şaha kalkacak Allah’ın izniyle şimdi tarımsal ve hayvansal destekler bunların etkin analizlerinin sağlıklı bir şekilde üzerinde çalışıyoruz, nedir verdiğimiz bu desteğin getirisi nedir, götürüsü nedir. Yani destek talep edilmiş bakanlık olarak hükümet olarak vermişiz ama etki analizleri ile ilgili şu anda çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz daha verimli hale bu destekleri nasıl getirebiliriz bunların bilgilerini biz kendi kafamızda değil sizlerle yaptığımız bu toplantıda, sizlerin yol göstericiliğinde büyük katkısı olduğunu ifade etmek istiyorum. Bakın bugün burada bakanlığımızın bütün yetkilileri burada Allah aşkına Hayvancılıkta 53 kalemde destek veriyorsunuz şunu takip etmekte biz de zorlanıyoruz 53 kalemde değil de 2-3 kalemde destek verseniz de üreticinin eline derli toplu destek geçse şeklindeki talep doğru bir taleptir. İşte bu desteklemeleri gerek bitkisel üretimde gerekse hayvansal üretimde daha derli toplu hale getirmek etki analiz çerçevesinde şu anda çalıştığımızı ve nihai bir noktaya geldiğimizi özellikle belirtmek istiyorum. Bitkisel üretim ve hayvansal üretimde havza bazlı üretime geçebilir miyiz bu da son derece önemli neyi, nerde ve ne kadar ekeceğiz ithalatımız ne ihracatımız ne hangi ürünleri ithal ediyoruz, hangi ürünleri ihraç ediyoruz. Hangisinde fazlamız var, hangisinde eksiğimiz var bizim arazi potansiyelimiz, toprağımız neye elverişli, neyi ekebiliriz neyi yetiştirebiliriz. Tüm bu veriler çerçevesinde acaba havza bazlı üretim modelini geliştirebilir miyiz bir yerde su yok su sorunu var ama orada mısır ekmeye devam ediliyor. Ben mısıra da destek veriyorum. Suyun olmadığı yerde mısıra destek olmayacak su varsa destek olacak yani o bitki türüne uygun şartlar nerede varsa onu orada yetiştireceğiz bunun için havza bazlı üretim hatta hayvancılık alanında da yoğun çalışmamız var. Yani nerede hayvan üreteceğiz, nerede besleyeceğiz, nerede yetiştireceğiz nerede süt üretimi yapacağız bunlar çok farklılık arz ediyor. Şimdi siz Karadeniz bölgesinde süt olur ama siz burada ege de süt üretimini burada yapma şansınız yok. Orada başka bir yaklaşım var hayvancılıkla ilgili burada belki aile işletmeciliğini çok güçlendirmemiz gerekiyor. Az önce dedik ya köye dönelim derken neyi kast ediyorum bu güzel yaylaları niye bırakıyoruz buraya dönmemiz gerekiyor. Aile işletmeciliğini güçlendirmemiz gerekiyor. Hem aile geçimini rahat sağlaması acısından imkanları sağlamamız gerekiyor. Hem de oradaki imkanları kullanmamız gerekiyor. Karadeniz de büyük çiftlikler kuramazsınız 10 bin baş, 20 bin baş hayvanı besleme şansımız yok o halde burada yapılması gerekenler konusunda ayrımları net bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Yine hayvan varlığımızı nasıl arttırırız yoğun bir şekilde tartışılıyor arkadaşlar Trabzon dan bir kez daha sesleniyorum bizim hedefimiz ne etle ilgili ne sütle ilgili ne başka ürünlerle ilgili fiyat koymak değil bizim derdimiz hayvan varlığımızı arttırmak kendi kendine yeterli et üreten bir ülke haline gelmektir. Bunun için sektöre yalpa yapanlarına sesleniyorum dün sektörün tüm temsilcileriyle konuştuk dedik ki; öyle bir fiyat belirleyelim ki halkın zorunlu tükettiği kıymayla kuşbaşının fiyatını karı istediğiniz gibi olmasın öyle bir seviyede tutalım ki üreticiler zarar etmesin hayvan varlığımız devam etsin ağıllarımız, ahırlarımız dolsun üreticileri rencide edecek onları sektörden çıkaracak bir iş yapmayalım. Fiyatı onun için 23.3 karkas, 32 kıyma, 34 kuşbaşı dedik. Bunu birlikte söyledik. Bakanlığın talimatı değil bu niye hayvan varlığı devam etsin diye bunu yapıyoruz. Şimdi siz hayvan varlığını arttıramazsanız yani fiyatı aşağı çekmezseniz yani ben 50 kere söyledim 10 TL’ye et satma imkanımız var. İthal ederek satarız ama ülke de hayvan varlığı yok olur. Buna hakkınız yok biz bunun için bu göreve gelmedik ki ne yapmamız gerekiyor. O zaman hayvan varlığını mevcut piyasa ve maliyetler çerçevesinde arttıracak bir yol bulmamız gerekiyor. Ama bu 78 milyonun zaruri gıda ürünlerini ihmal etmemiz anlamına gelmez yani ben istediğim gibi fiyatı serbest piyasada koyarım ekmeği de istediğim gibi satarım, eti de istediğim gibi satarım olmaz biz maliyeti biliyoruz 61 kuruşa ekmek maliyeti var etinde maliyetini biz biliyoruz onun için 23.3 diye fiyatı koyduk. Şimdi bu arada ne yapacağız biz yoğun bir şekilde TİGEM de damızlık üretimi arttıracak vatandaşımız talep ettiği an gelip TİGEM de damızlık hayvanını alacak yani başka tedbirlerde var ama ben şunu söylüyorum. Hayvan varlığımızı mutlak suretle arttırmamız gerekiyor. Et konusunu tartışma olmaktan çıkarmamız gerekiyor. Bu arada bazı uyanıklar fındıkta olsun, ette olsun, ekmekte olsun, kendisine göre bir şey yaptığını zannediyor. Yanlış yoldasınız diyorum. Bu ülkeyi seviyorsanız, bu ülkeden para kazanıyorsanız, bu ülkede ticaret yapıyorsanız buradaki üreticiye dönük birlikte alınmış kararları öncelikle sizin uygulamanız gerekiyor. Gelecekte yaşanma ihtimali olan sorunları tarım ve hayvancılıktaki sorunları tümden ortadan kaldıralım bunu özellikle belirtmek istiyorum. Evet sertifikalı tohumu nasıl daha uygun hale getirebiliriz tohumculukta önemli bir noktaya geldik. Bunu daha yaygın hale getirme konusunda çalışmalarımızı hızlandıracağız. Tarım vasıfsız insanın yada emekli oldum tarım işi yapalım denecek bir sektör olmaktan çıktı artık bunu özellikle bunu istirham ediyorum genç mühendislerimiz var bizlerden iş taleplinde bulunuyorlar ne olur bizim atamamızı yapın diye talepte bulunuyorlar tarımda bu kadar destek varken bütün bu çalışmaları araziye yansıtılırsa Türkiye çok ciddi bir kazanım elde edecektir. Netice itibariyle çok çalışacağız çok gayret göstereceğiz bu sorunları toruna bırakmama konusunda büyük bir başarı elde edeceğimize inanıyorum Karadeniz bölgesinin tabi ki iki önemli stratejik ürünü var bunlardan biri çay diğeri ise fındık çayla ilgili 2015 yılında özel sektör 642 bin tonluk çay aldı. Çaya desteğimiz devam ediyor. 2015’te 151 milyon tl’lik destek pirimi ödedik. Fındık bahçelerini gençleştirmek amacıyla çalışmalarını yürüten çay üreticilerimize 2015 yılında 118 milyon TL’lik ürün kaybı bedelini ödedik. Organik çay desteklerimizde 2015 yılında sürdürdük bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. 28 şubat Pazar günü ÇAYKUR bünyesinde çayın geleceği ile ilgili bir yasal düzenleme çalışmasının nasıl olabileceği ile ilgili taraflarla bir araya geleceğiz ve o çalışmaları Ankara boyutunda masaya yatırmadan bizzat sahada gerek üretici gerek sivil toplum örgütlerinin düşüncelerini, değerlendirmelerini de alarak Ankara boyutunda olgunlaştırma çabasının içerisinde olacağımızı belirtmek istiyorum. Fındığa gelince Dünya da fındık üretiminin yüzde 68’ini ticaretin de ide %76’sını Türkiye karşılıyor bu konuda Dünya şampiyonuyuz. 2014- 2015 sezonunda 2.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. 2009-2014 yılları arasında ise tarım alanında en yüksek desteği 4.4 milyar TL destek ödemesi yapılmıştır. 2015 desteğinde haziran ayında 850 milyon tl olarak üreticilerimize ödeyeceğimizi belirtmek istiyorum. Şimdi fiyatların rekabet ortamında fındıkta daha sağlıklı bir şekilde oluşmasını sağlayacak alt yapıyı oluşturacağımızı fındık üreticilerin bilmesini istiyorum. Bunun için öncelikli olarak; Fındık borsalarını geliştireceğimizi bilmenizi istiyorum. İki gün önce sayın Başbakanımla Konya’daydık Konya da ürün borsasıyla ilgili talimatı hepimiz duyduk. Ürün borsaları kuruluyor. Ve borsalar son derece önemli görevler üstlenecekler ve önümüzdeki dönem içerisinde fındık borsasını geliştireceğimizi ifade ederken bu genel ürün borsasına dönük yapacağımız düzenlemeler ifade ettiğimizi bilmenizi istiyorum. Lisanslı depoculuk önümüzde en çok konuşulan konudur. Bu konuyla ilgili TMO bu güne kadar depolamayla uğraştı. Önümüzdeki dönem bu işten çıkıp piyasa regülasyonunda görev alacak üreticinin aleyhinde nerde bir sıkıntı varsa TMO bu anlamada görevini yerine getirecek bunun için lisanslı depo ilgili sektörlere borsalara ve özel sektöre depolama işini devretmiş olacağız. Kurulacak olan ürün ihtisas borsası ile fındık piyasalarına işlerlik kazandıracağız ve yaşlı fındık bahçelerini gençleştirme çalışmalarına destek vermeye devam edeceğiz. Haksız kazanç ve rekabete fırsat verilmeyecek bunu da özellikle belirtmek istiyorum. En büyük sıkıntımız bugün bütün ürünlerde olduğu gibi fındıkta da aynı şekilde rafla bahçedeki ağaçta fiyatın anormal farklılığı artık herkesin gördüğü bir olaydır. Görmeyenler varsa onlara göstereceğiz gör diyeceğiz bak üreticiden 10-9 lira rafta 30-45 lira diyorsun bunu gösterecek yöntemler mutlaka vardır. Mutlaka onu görecekler diğer bir konuda spekülatörler var ürün bu sene iyi yani rekolte iyi üreticiye nasıl kaybettiririm gibi yaklaşımlardan uzaklaşın bakın bununla ilgili devletin kurumları var. Bununla ilgili takipte olduğunuzu bilin. Biz takip ediyoruz. Bölge de bakan arkadaşlarımla sürekli istişare halindeyiz, milletvekili arkadaşlarla sürekli görüş halindeyiz bilin ki piyasada tekel iddiaları üzerine şu anda incelemeler var onun için üreticinin moralini bozmayın üreticiyle uğraşmayın ne etle, ne sütle, ne ekmekle, ne de fındıkla uğraşmayın ne de çayla uğraşmayın alın teriyle ekmeğini kazanmaya çalışan insanların ekmeğiyle kimse oynamasın diye özellikle burada ifade ediyorum. Bölgede bakanlarımızın, milletvekillerimizin bu konu üzerine hassasiyetini biliyorum ve sürekli diyalog halinde gelişen şartları takip ediyoruz. Verdiğimiz destek ortadadır. Günlük fiyatları takip ediyoruz. Meydana gelebilecek olumsuz gelişmeleri de her an değerlendirme noktasında olduğumuzu bütün üreticilerin bilmesini istiyorum.

Değerli katılımcılar son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Bugün itibariyle 2 milyon 150 çiftçimize tarımsal destek ödemeleri çerçevesinde yaklaşık 1.8001 milyar 850 milyon TL hesaplarına yatmıştır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Ç.P.

 

 

 


Bu haber 542 defa okundu.

Kaynak : Ç.P.
Yazdır